Son bir iki haftadır Blog Yazarları Çalıştayı diyerek yukarı aşağı koşturuyorduk sürekli. Birçok blog yazarı arkadaşımız duyurusunu yaptı, benim de duyurusunu yaptığım çalıştay vakti geldi geçti. Şimdi ise insanlara çalıştaydan ne gibi bilgilerle döndüğümüzü aktarma vaktinin geldiğini düşünüyorum.

Blog Yazarları Çalıştayı, bildiğimiz üzere bu sene üçüncü kez Kadir Has Üniversitesi’nin Yeni Medya Bölümü desteği ile gerçekleşti. Üç ayrı oturumdan oluşan çalıştaya ilgi gözle görülebilecek kadardı, sonunda sanırım biz artık baş başa idik ama gerek öğrenciler, gerek ise şehir dışından gelen diğer blog yazarı arkadaşlarım bana gerçekten geleceğin ve geçmişin bloglarda olduğu inancını yerleştirdi.

Bu sene çalıştayın konusu, çalıştay komitesi tarafından ‘Biz niye olmadık?’ başlığı olarak belirlendi. Bu hepimizim ortak şikayeti, sosyal medyanın blogların önüne geçmesi durumundan oluşuyor. Gerçekten çalıştay içerisinde bu soruya yönelik elle tutulur bir cevabına ulaşamadım ama Blogger’s Base kafenin (artık kapalı) bile hatırlanıyor, orada yapılan etkinlikten bahsediliyor ve çalıştayda adının geçiyor olması bana ‘Biz bir zamanlar olmuşuz be!’ dedirtmeyi sağladı. Unutmadan söylemek gerekiyor, zamanında blog yazarları tarafından yapılan girişimler Blog Yazarları Derneği açmak kadar ciddiydi. Şuan sadece insanların hızlı tüketime alışmaları aynı zamanda hızlı içerik tüketimi denilen olaya yer açıyor ve biz bloglarlar sosyal medyanın gerisinde kalıyoruz. Kişisel blogların devri bitmedi dediğim yazıyı tekrar hatırlatıyorum ve çalıştaydan aldığım notlara geçiyorum artık.

Blog Yazarları Çalıştayı 3
Blog Yazarları Çalıştayı 3

3. Blog Yazarları Çalıştayı, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem Bozdağ tarafından yapılan açılış konuşmasıyla gerçekleşti. Notlara başlamadan önce şunu belirtmem gerek, Geçmişten Günümüze Kadın Blogları ve Blog Yazımında Başarının Parametreleri oturumları eş zamanlı olduğu için ikisinden de tam notlar alamadım, çünkü bir oturumun yarısında çıkıp diğer oturumu izlemeye geçtim. O yüzden bu yazının sonunda yer alan diğer bloglardan çıktılara da göz atmayı lütfen unutmayın.

Geçmişten Günümüze Kadın Blogları: Kadınlar Blogluyor ama Nasıl?

İsminden belli, yıllardır blog yazarlığı yapan kadınların konuşmacı olduğu bir oturum olarak gerçekleşti ve sunuculuğunu Fundalina yaptı. Kadın blogları, daha doğrusu içeriği kadınlar üzerine kurulmuş bloglar benim takip alanımda değil fakat her bir katılımcıyı ilgiyle dinledim desem yeridir.

Seyahat bloglarını meraklı bir şekilde oralara gitmeyecek olsam bile okurum. Bu yüzden katılımcılardan Çok Okuyan Çok Gezen’in hikayesini de merakla dinledim. En çok yazmak istediğim konulardan bir tanesi seyahat içerikli yazılardır (ki birkaç tanesini bulabilirsiniz blogda) ve karşımda bunu yıllardır başarılı bir şekilde yapan insan hikayesini anlatıyordu. Sevil Mert, seyahat önerilerini tüm bilgiye ulaşmak isteyenler için bloğunu açtığını vurguladı. Bu benim de yazarken birincil olarak hedeflediğim önemli bir nokta; bilgiyi kamuya açık hale getirmek ve fayda sağlamak.

Üçüncü Blog Çalıştayı - Geçmişten Finale Kadın Blogları Oturumu
Üçüncü Blog Çalıştayı – Geçmişten Finale Kadın Blogları Oturumu

Farklı bir hikaye markalaşmış bir blog olan Mutfak Sırları’nın sahibi Nilay Tulum’dan geldi. Çok yanlış anlamadıysam kendisi, blogunu referans göstererek Kadir Has Üniversitesi’ne ait Chef School bölümüne girmek için burs kazanmış ve buradan mezun olmuş. Hani blog yazmak insanlara ne kazandırabilir diyorsunuz ya bakınız burada güzel bir örnek var.

En önemli noktalardan bir tanesini de kendi adıyla blog yazan Yeşim Mutlu konuşmasında vurguladı. Tam cümlesini hatırlamıyorum ama çocuklarınız üzerinden yaptığınız sosyal medya paylaşımları yine çocuklarınız için ileride sosyal bir baskıya dönüşebileceğinden bahsetti. Bu ben anneyim, annelik hakkında yazılar yazıyorum diyen insanlar için çok önemli bir nokta gerçekten. Unutmayın, sosyal detoks ya da daha önce yazdıklarınızı internetin tozlu raflarından temizletmek oldukça zor bir olay.

Blog Yazımında Başarının Parametreleri

‘Kadınlar Blogluyor ama Nasıl?’ oturumu ile eş zamanlı olarak ‘Blog Yazımında Başarının Parametreleri’ devam ediyordu. O yüzden diğer oturumu biraz dinleyip daha sonrasında buraya geçtim. Oturumun başkanlığını Atıf Ünaldı yaptı ve konuşmacıların bir kısmı benim de takip listemde olan marka haline gelmiş blog yazarlarıydı.

Bu oturumda ortak birkaç fikir vardı benim dikkatimi çeken. Sosyal medya kullanıcılarının artık hızlı içerik tüketmek istemesi, video tüketimi ve diğer görsel tüketimlerin daha ilgi çekici olmasından dolayı blogların okuyucu kaybettiği gerçeği ortak nokta olarak ağızdan ağıza hep dolaştı.

Bunu söyleyen insanlar aynı zamanda sosyal medyanın da kan kaybettiği gibi bir gerçek olduğunu söylüyorlar. Meleklerin Payı blogunun yazarı Burkay Adalığ, Twitter’ın kan kaybettiğinden hatta ve hatta 280 karaktere çıktıktan sonra daha hızlı kan kaybedeceğinden bahsetti.

Üçüncü Blog Çalıştayı - Blog Yazımında Başarının Parametreleri Oturumu
Üçüncü Blog Çalıştayı – Blog Yazımında Başarının Parametreleri Oturumu

Benim bu oturumda ilgiyle dinlediğim insan ise Çok Gezen Adam blogunun sahibi Osman Kurt oldu. Birkaç paragraf öncesinde bahsettiğim gibi seyahat yazılarını severek okuyorum ve benim de en çok yazmak istediğim konulardan bir tanesi. Osman Kurt’un iki beyanı vardı çok önemli olan. Bir tanesi çiçeği burnunda blog yazarları içindi. ‘Blog yazdığınızda arkadaşlarınız dahil kimse sizi okumayacak, bu motivasyonunuzu bozmasın.’ diyerek başladı ve ‘Blog sabır gerektiren bir iştir.’ diyerek devam etti. İkinci beyanı benim için çok önemliydi; ‘Seyahat yazılarınızı üstünden vakit geçmeden hazırlayın.’ dedi ve bana ders niteliğinde oldu bu cümle. Çünkü hala Karadeniz Günlükleri serime Artvin ve Batum gezilerimi yazmadım. Elimde notları olsa bile o gün yaşadığım heyecanla asla yazamayacağımı da biliyorum. Aydınlandım be okur.

Ayrıca bu oturumda çok ilginç bir şekilde insanlara sunulan bildirim almak ister misiniz uyarılarına kullanıcıların verdiği dönüşlerin olumlu olduğunu öğrendim. Hazır mısınız artık yazıyı okurken yırtık dondan çıkar gibi bildirimler görmeye? Şaka şaka, yapmayacağım tabi.

Gelecek Blogda – Gelecek Vadeden Bloglar

Benim çok değerli bulduğum oturumlardan bir tanesi Gelecek Blogda oturumu oldu. Oturumun sunuculuğunu Evren Soyuçok yaptı ama öncesinde Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat tarafından bir açılış konuşması yapıldı. İsmail Hakkı Polat Hoca ile ortak noktalarımız var. O blog = faydalı bilgi derken ben blog = kamuya açık bilgi diyorum. Sonuç olarak ikimizde blogların insanlara faydalı bilgi sağlamayı amaçlamasının gerekliliğinin farkındayız.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu
Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu

Üçüncü ve çalıştayın son oturumunda sahne Gelecek Vadeden Bloglara ve iki değerli jüriye bırakılmıştı artık. Daha önce iş toplantıları olsun, gerek gönüllü olduğum sivil toplum kuruluşlarında yaptığımız toplantılar olsun ya sessiz bir tavrım ya da asi bir tavrım vardır. Fakat Evren, konuşmasını yaptıktan sonra bizi sahneye çağırırken her şeyin notunu alıp hazırlanmama rağmen içten içe ‘aha ne oluyor lan, paçalar! evet, paçalar temiz’ demekten kendimi alıkoyamadım çünkü hem ortak sorunlarımızı tartışacağımız değerli insanlarla olmak hem de dışarıdan da katılımcıların olması heyecan vericiydi.

İlk soru Gelecek Vadeden Blogları seçen jüri ekibineydi sanırım. O sırada not alma fırsatım olmadığı için sıralama da pek olmayacak bu yazıda. Kelimeler Benim blogunun sahibi Sezer, GVEB listesine aday bloglarda doğru dilin kullanmasını ön planda tutarken, Mutlu Eller blogunun sahibi Sema ise bunun yanında görsel tarafına da dikkat ettiğini vurguladı.

Ortada genel bir soru vardı; bloglar tek bir platform üzerinden toplanmalı mı eğer toplanılacaksa nasıl yapılmalı? Herkes kendi fikrini beyan etti aslında fakat konuşulanlardan sonra ne ben kendi içimde ne de kendi aramızda ortak bir karara varamadık. Tek bir platforma gerek yok diyen insanların sebepleri de benim için mantıklıydı, gerek var diyen insanların sebepleri de benim için mantıklıydı. Gel gelelim bunu bana bireysel soracak olursanız amaç ortak bir havuz, bellek, çalışma alanı yaratmak ise ben tek bir platformun oluşturulması taraftarıyım.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu
Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu

Seyircilerden gelen sorulardan bir tanesi motivasyon kaynaklarımız hakkında oldu. Hepimizin bu konuda ortak noktası var, iç döküş gibi, insanlara faydalı olmayı amaçlamak gibi motivasyon kaynaklarımızın olduğunu konuştuk. İnsanların yalnızlığa karşı olan ihtiyaçları blog yazmaya itiyor diyen bile oldu, bir blog yazarı söylemişti bunu ama adını hatırlayamadığım için beni affetsin ne olur.

Genel olarak ise aklımda yer etmiş çıktılar şu şekilde:

  • Blog yazarlarının arasında iletişim sorunu var. Blog yazarları sık sık iletişim halinde olması gerekiyor.
  • Sosyal medyaya karşı biz blog yazarları daha ön planda olmamız gerekiyor ki onların gidici bizim kalıcı olduğumuzu göstermemiz için bu önemli bir adım.
  • Dil bilgisi kurallarının, doğru dilin kullanılmasının önemi olduğu ayrıca hepimizin dikkat etmesi bir konu. Çünkü İkinci Blog Yazarları Çalıştayında söylenen gibi; interneti bloglar, blogları da Türkçe kurtaracak.

Bana yöneltilen sorulardan bir tanesi şuydu; “Oktay, sen Gelecek Vadeden Bloglar listesine ilk giren isimlerdensin ve 4 ay sonra da bloğunun üçüncü yaşı dolarak listeye veda edeceksin. Senin bu özelliğini göz önünde bulundurarak bu süreçte listedeki diğer blog yazarlarıyla iletişim durumunuzla ilgili de bir değerlendirmede bulunmanı ve Çalıştay’da ele alınmasını istediğin “Gelecek Vadeden Bloglar listesindekilerin birbirleriyle ve jüriyle olan iletişimsizlik ve temas kurmama sorunu ile GVEB listesinin kendi içinde ve diğer bloglarla etkileşimi ve paylaşımı artırmaya dair önerilerini” dinlemek isteriz.”.

Bu benim çalıştayın hazırlık süresinde önerdiğim bir başlıktı ve bu soruya karşı çalıştaya dersimi çalışarak gelmiştim fakat hem diğer arkadaşların değerli vaktinden çalmamak için hem de olayı özetlemek için hazırladığım metne ne kadar sabit kalabildim bilmiyorum. O yüzden sizlerle çalıştay öncesinden hazırladığım metni paylaşmak isterim.

GVEB, listede yer alma kuralları gereği değişse de içerisinde bence kaliteli yazarları barındıran bir liste ve bu liste aslında eskisiyle-yenisiyle bir komin haline dönüşebilir. Ben, blog yazmaya başlayana kadar iletişim becerisi zayıf olan bir insandım ama şimdi hem kişilerle hem de kurumlarla iyi iletişim kurabildiğimi düşünüyorum. Gel gelelim durum şu ki ne GVEB içerisinde yer alan yazar arkadaşlarımla ve jürilerle bu güne kadar olan blog maceramda sağlıklı iletişimim hiçbir şekilde olmadı, birçoğunun bloğunu takip etsem bile. Aslında bu sadece bizim içimizde değil birçok blog yazarlarının ve topluluklarının arasında gözle görebileceğimiz bir sorun İletişimden kastım da bir kişiyi alıp instagram üzerinden takip etmek ya da bloğuna girip ‘şu yazın da çok güzel olmuş’ demek değil. İletişimden kastım, yazarların diğer yazarların nelerle ilgili olduğunu ve onlara nasıl fayda sağlayabileceğini bilmemesi durumu tamamıyla.

Tüm blog yazarları ilk önce kendilerini düşünmekten çıkıp ben sadece bana yorum yazana geri dönüp yorum yazarım ya da bana yardım edene yardım ederim ancak mantığından çıkması gerekiyor. Blog yazarlarının en büyük motivasyon kaynağı yazısına gelen yorumlar iken bencil düşünmekten çıkıp biraz blog keşifleri yapmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü şu zamanlarda blog yazarlarının en büyük destekçileri yine blog yazarları.

Blog yazarları başka bir bloğa girdiğinde ‘güzel yazı bana da beklerim’ demek yerine yorumlara içerik ile alakalı kendi fikrini de yazmalı, doğru iletişim şekli en basit olarak bu şekilde başlar.

GVEB kendi arasında etkileşimi online veya offline yapılacak etkinlikle, zaman zaman düzenlenmesi gerek beyin fırtınaları ile arttırması gerekmekte. Sonuçta birbirimizle buluşmak, görüşmek, iletişime geçmek için bir çalıştay olmasına ve bunu sadece bir kişinin düzenlemesine gerek yok. Bunu bir çok kitap bloğu ya da diğer bloglar çok rahat yaparken biz sürekli farklı farklı sıkıntılardan, olamamaktan bahsedip bir şekilde bir araya gelip ortak bir fikir yürütemiyorsak bu bir iletişimsizliktir, bu bizim ayıbımızdır.

Dışarı açık çeşitli blog yazarları topulukları oluşturulmalı ve organize edilme aşaması bütün topluluk üyeleri tarafından oturup tartışılmalı.

Kendi içimizde ve diğer bloglarla etkileşimi arttıracak aslında yıllardır süre gelen, hepimizin bildiği bir yöntem var; misafir yazarlık yöntemi. Fakat artık bloglara misafir yazı olarak çoğunlukla reklam içeriği gönderildiğinden dolayı ben dahil uzak bakıyoruz bu yönteme. Belki belli kurallar çerçevesinde organize edilirse bloglar arası etkileşim artacaktır.

Misafir yazarlık ile benzer bir yöntem daha var, mim adı altında yapılan yazarların birbirlerine başlık pasladığı ufak etkinlikler. Bu sistem de organize edilirse hem yazarlar hem de okuyucular daha fazla blog keşfedip daha fazla etkileşimde olabileceklerdir.

Bu oturumda yer alan katılımcıların listesi:

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu Sonu Öz Çekimi
Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu Sonu Öz Çekimi 🙂

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı Hakkında Son Sözler

Bu cümleye kadar bu yazı bağlaçları saymazsak bin beş yüz kelime olmuş ve ne kadarı okunur bilmiyorum, yine de uzun yazılar okunmuyor diye kısa kısa yazmaya çalıştım artık siz düşünün. Gerçekten güzel bir çalıştay geçirdik, başlangıcından bitişine kadar. Bu tür bloglar ve blog yazarlığı adına düzenlenen çalışmaları gerçekten değerli buluyorum ben. Katılan, fikirlerini sunan herkese, çalıştay komitesine teşekkürlerimi borç olarak bilirim.

Daha önceden Twitter üzerinden yazdığım gibi eğer böyle bir organizasyona insanlar sahip çıkıyorsa, emek gösteriyorsa, benim adım geçmiyorsa ne işim var orada demeyip kalkıp uzak şehirlerden, sınavlarından çıkıp geliyorsa, merak etmeyin biz şuan olamadık, popülerliğimizi yitirdik ama gelecek bloglarda.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı Hakkında Diğer Blog Yazıları

12 YORUMLAR

  1. Uzun yazıları okumakta güçlük çekengillerden biri olarak her satırını severek okuduğumu söylemek isterim. Adeta çalıştayı yaşamış oldum sayende. Çok mantıklı ve güzel noktalara değinilmiş. Özellikle çocuklarla ilgili paylaşımların ilerde onlar için bir toplumsal baskıya dönüşebileceği kısmı ilgimi çekti. Bloglara gelip “blogun çok güzel bana da beklerim” yazanlar hakkındaki kısımsa güldürdü. Ben artık öyle yorumları yayınlamıyorum bile. Emek verdiğim yazıyı bir satır bile okumadan gelip bana da beklerim yazıp gidiyorlar. Böyle bi samimiyetsizliğe, kuru kalabalığa ihtiyacımız yok diye düşünüyorum. Bloglar belki hak ettiği değeri gerçekten görmüyor; ama ne yalan söyliym böyle küçük bir toplulukken daha güzel ve daha samimi geliyor bana her şey. Bi şey büyüdükçe vıçkı çıktığını düşünenlerdenim. Biz hep samimi kalalım yeter ki, minicik bi topluluk olsak da sorun değil 🙂

    • Değerli yorumun için teşekkür ederim Poşet, tekrar hoş geldin aramıza 🙂 Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayında güzel konulara değinildi, diğer yazarların çıktılarını da okumak gerekiyor çalıştayı anlamak için elbette, benim bahsettiklerim sadece benim not aldıklarımdan ibaret. Bu zamana kadar hiç ‘yorum sayım artsın’ diyerek ben de onaylamadım, bu saatten sonra hiç yayınlamam backlink kazanmak için yapılan yorumları. Küçük bir topluluk olarak daha güzel olabiliriz elbet ama ben özgünlüğü ve sürekliliği sağlayabilen insanlarla organize bir topluluğun blog atmosferini daha kaliteleştireceğine inanıyorum :).

  2. Sevgili Oktay oğlum, ben “Blog Çalıştayı” hakkında, katılımcılardan anlatımlarını bekliyordum. Zira yaş haddi ve sağlık sorunum nedeniyle eşlik edememiştim 🙁
    O gün hep aklımdaydınız. Uzun yazı, kısa yazı fark etmez benim için genelde. Bu konu, kısa anlatılamazdı zaten. Bizler millet olarak, -birlik olma- konusunda biraz zayıfız. Kültürlüsü de, cahili de böyle. Bazı kural ya da gereklilikler olduğunda, muhakkak herkesin bir bahanesi olur.
    Ben; geç yaşımda yazmaya başladığım ve asıl amacımın kitabımın tanıtımı olduğu için; bu ciddi aktiviteyi tam idrak ettikten sonra, büyük bir manevi yükümlülük üstlenmem gerektiğiyle yüzleştim. Bunu seve seve yapacaktım. Çok geçmeden; zorunluluktan çıkıp, çok zevkli bir uğraş haline gelen blog yazmak, bende tutku haline gelmişti.
    Herkes ilgi alanına göre yazardı, bundan daha doğal ne olabilirdi ki? Doğallık her şeyin üstesinden gelir diye düşünürüm. Yani şeffaf bir -ben- olmak gerekir. Ne kadar ciddi yazılar yazsan dahi, mutlaka okurunla kontak kurmalısın. Okunmamayı problem haline getirmeden azimle yazmalısın. Benim fikrim böyle…
    Katılımcılar mutlaka o günkü izlenimlerini yazacaklardır. Ama açıklamaların çok net ve anlaşılırdı. Dilerim birlikte hareket etmenin bir yolu bulunur.
    Emeğine sağlık oğlum. Bilgilendirdiğin için çok teşekkürler. Sevgilerimle Oktay 🙂

    • Ece abla, bu yorumun benim için çok değerli oldu. Bir çok problemimiz var blog yazarları olarak fakat bir türlü de hadi çözelim, beyin fırtınası yapalım diyerek bir araya gelemiyoruz bile. Bunu aştığımız zaman belki artık ‘biz niye olmadık’ sorularını kenara atacağız ve bu da senin, benim gibi bu işi ciddiye alan insanlarla gerçekleşecek.

  3. Yazın okunuyor işte bal gibi. Okumak isteyen zaten uzun mu kısa mı diye bakmaz, boş ver sen.

    Böylesine güzel bir organizasyonda dinleyici olmayı çok isterdim. Hep istemişimdir böyle bir organizasyon olsa da gidip tecrübe edinsem diye. Fakat şehir dışında olduğumdan ve vizelerden vizelere koşuşturmam sebebiyle orada bulunamadım, senin yazınla ise bulunmuş kadar oldum. Dördüncüsü olacaksa dinleyici olmayı çok isterim.

    Ve önerilerindeki şu birkaç satır, içinde bulunduğumuz durumu çok iyi özetlemiş:

    “Tüm blog yazarları ilk önce kendilerini düşünmekten çıkıp ben sadece bana yorum yazana geri dönüp yorum yazarım ya da bana yardım edene yardım ederim ancak mantığından çıkması gerekiyor. Blog yazarlarının en büyük motivasyon kaynağı yazısına gelen yorumlar iken bencil düşünmekten çıkıp biraz blog keşifleri yapmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü şu zamanlarda blog yazarlarının en büyük destekçileri yine blog yazarları.

    Blog yazarları başka bir bloğa girdiğinde ‘güzel yazı bana da beklerim’ demek yerine yorumlara içerik ile alakalı kendi fikrini de yazmalı, doğru iletişim şekli en basit olarak bu şekilde başlar.”

    Son olarak bahsettiğin mim ve misafirlik konularıyla ilgili bir iki bir şey söylemek istiyorum. Bu konularda tecrübem pek yok ama mim, bayan blog yazarları arasında daha çok yayılıyor ve daha çok kişiye ulaşılıyor. Bizler yaptığımızda pek de katılımcı elde edemiyoruz gibime geliyor. Geçenlerde bu çalıştay ile bağlantılı diyebileceğim bir mim paylaşmıştım ve yorum olarak güzel fikir olduğuyla ilgili çokça geri bildirim aldım fakat katılım ne yazık ki yok denecek kadar azdı. Fikirlerin desteklenmesi açısından çoğu yerde sıkıntı yaşıyoruz. Ama 2-3 kişinin katılması bile benim için bir başarı. Dilerim devamı gelir.

    Misafir yazarlıkta ise bazılarında menfaat söz konusu. Okuyucuya bir şey aktarmak yerine alttan alttan blogunun linkini yayınlamak amaç. Okuyucuya bir şey katma amacı güdülürse ancak bu sistem güzelleşir.

    (Yorumu yayınlamadan yanlışlıkla farklı bir yazına tıkladım, yorum gitti diye korktum. Neyseki bir geri gelince olduğu gibi duruyordu!)

    Biliyorum, daldan dala atladım ama konuyla ilgisiz son bir iki şey söyleyeceğim. Ara ara bloguna uğrar bakardım. Bayağı boşlamıştın. Şimdi fark ettim de yeni gezi yazıları falan paylaşmışsın. Bir ara okuyacağım, çok boşlama derim. Yalnız bırakma buraları.

    • Selamlar Semih, öncelikle değerli yorumun için teşekkür ederim. Dördüncü organizasyon eğer olursa mutlaka gel o zaman ya da belki biz bir şeyler yaparız kim bilir ama artık bu yazdıklarından sonra gelmen gerekiyor 🙂 . Hem yüz yüze tanışmış da oluruz.

      Mim yayma olayı aslında ne kadar çok blog yazarı tanıdığın varsa o kadar çabuk gerçekleşiyor ve kadın yazarların en sevdiğim yönü de gerçekten çok büyük bir iletişim, yazar dostluğu ağları olması. Bu yüzden onlar mim yazınca daha fazla kitlelere ulaşabiliyor.

      Misafir yazarlık ise benim için iki haftada bir geçen ufak sinir krizleri ve işkence gibi gerçekten. Yazıyı gönderen taraf bariz reklam içeriği göndermiş ve onaylayamayacağımı söyleyince de kötü olan taraf ben oluyorum sanki iyi bir içerik gelince hiç yayınlamıyormuşuz gibi. Gel gelelim iyi bir içerik geliyor mu tarafıma? Senede bir kez işte 🙂

  4. Evren beye yazdım,yazımı henüz yayınlamadı.Ona yaptığım yorumu aynen sizinle de paylaşmak isterim.Blogları yok kişisel,yok kozmetik diye ayrıma tabi tutmak bana doğru gelmiyor.Evren’e de dün yorum yazdım ama iyi niyetle düşünerek görmediği ve yayınlayamadığını varsayıyorum.Çünkü eleştirilere açık olmak da bir erdemdir.Tabi eleştirinin dozu da önemli.Naif şekilde yazmaya çalıştım.Umarım anlaşılır.Evren’e yorumum şöyle;
    Sizi çabalarınızdan dolayı kutluyorum.Güzel şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.Biz de blog yazarları olarak çalıştaya katılmasak bile sosyal medya üzerinden duyuruları yaptık.Fakat benim dikkatimi çeken şey,çok popüler olan ya da çok yıldır blog yazarlığı yapanların egosu.Bu egoları indirmediğimiz sürece ortak noktada buluşmamız mümkün değil.Siz de gelecek vaad eden bloglar diye bir platform çıkardınız.Tabi ki gelecek vaad eden olarak seçtiğiniz bloglara dair bir negatif düşüncemiz yok ama neye göre yaptınız bunu?Yaklaşık 2 yıldır blog yazan biri olarak günlük okunma oranlarım fena değil ve blog dünyasında nacizane tanındığımı düşünüyorum.Siz,kişisel blogları önemserken diğer kozmetik,moda ya da benim gibi psikoloji yazan blogları ötekileştirirseniz nasıl birlik olabiliriz?Gerçekten çabanızı görüyorum ama hepimizin birbirimizi daha kucaklaması ve reklam amaçlı popüleriteye hizmet eden davranışlar sergilememesi gerektiğini düşünüyorum.Eğer hırslarımız devam ederse hiç bir hak hukuk elde edemeyiz.Geçen yorum yazdım bu konuda bir arkadaşa,yazdığı yanıt benim yazdığımla alakasız ve hep karşı tarafı suçlayıcı.Rica ediyorum herkes şapkasını önüne alsın ve düşünsün.Eğer böyle hırslar devam ederse herkes tek tek yoluna gider ve bir hak elde etmek mümkün olmaz.Son olarak da şunu söylemek istiyorum,amacım polemik yaratmak değil sadece biraz farkındalık oluşturmak. 🙂 Sevgi ve saygılarımla 🙂

    • Merhaba Yurdagül Hanım, değerli ve kıymetli yorumunuz için ayrıca yorumunuzun yayınlanmasını beklerken gösterdiğiniz sabır için teşekkür ederim. Sırasıyla yorumunuzda bazı noktalara değinmek istiyorum, umarım bunun sonucunda merak ettiklerinize kendimce biraz cevap verebilmiş olurum. Evren’de kendi bloğunda cevaplayacaktır yorumunuzu uygun olduğu bir vakitte, o konu hakkında bana söz söylemek düşmez.
      Öncelikle eğer bu yazıda blogları kadın bloğu, makyaj bloğu olarak ayrıştırdığım anlaşılıyorsa çok özür dilerim. Her bir blog yazarı benim gözümde insanlara emek vererek bilgiyi amaçlıyor ve onlara güzel içerik sunuyor. O yüzden blogları şu-bu-bilmemne bloğu diye ayırmam, bugüne kadar ayırmadım da ama şu var; hak verirsiniz ki makyaj blogları sürekli okumam için bana hitap etmiyor 🙂 Gel gelelim bunu kendim tanıdığım kadarıyla diğer ‘blog yazarları çalıştayına’ katılan arkadaşlarım, yorumun orjinalini yaptığınız bloğun sahibi Evren ve takip ettiğim diğer arkadaşlarım da hiçbir zaman yapmıyor.
      Çalıştayın paylaşımlarını yaptığınız için teşekkür ederim ben kendi adıma, keşke çalıştayda görüşüp tanışsaydık. Evet, egolu blog yazarları yok değil, varlar. Mesela kaç senedir blog yazdığı ile övünüp, okunma sayısını herkesin yüzüne vurup, bloglar hakkında her bir konuda söz sahibi olmaya çalışan insanlar oldukça fazla. Fakat bizim yapmamız gereken kaliteli blogları yaymak ve insanlara blog okuma alışkanlıklarını aşılamak. Belli bir yaşa gelmiş insanların davranışlarını nasıl değiştirmek benim görevim değil, bizim görevimiz de olmamalı. Bırakalım egolu olan insanlar, ego yapmaya devam etsinler. Biz kendi tarafımızda kaliteli, kullanıcıya fayda sağlayan içerikler sunmaya devam edelim.
      Benim de içinde olduğum ‘Gelecek Vadeden Bloglar’ listesinden bahsedelim. Bu blogları seçen altı kişilik bir ekip var, eğer bu yazımın tamamını okusaydınız Sezer’in ve Sema’nın blogları seçerken belirlediği kriterleri de kavrayabilirdiniz. Yani GVEB listesi sadece kişisel bloglardan seçilmiyor, içerisinde farklı bloglarda var ve seçilirken kriterleri sadece okunma sayısı/tanınabilirlik değil. Sadece tek merak ettiğim ve sizden cevabını beklediğim bir sorum olacak. Bizleri reklam amaçlı ve popülariteye hizmet eden blog olarak görmenizdeki düşünce nedir?

      • Bu 6 kişi neye göre kime göre seçilmiş?Makyaj ya da moda bloglarını ben de fazla okunuyorum ama Evren bey onları blogdan saymadığını ve sevmediğini defalarca ifade etti.Bunu da herkes biliyor.Biz de Evren bey ve onun ekibini otorite olarak görmüyoruz maalesef.Sizin şahsınıza yazmadım yazıyı.Evren bey yayınlamadığı için siz de blogunuzda yazdığınız için yazdım.O kadar düzenli yazan ve belli takipçi sayısına ulaşan blogları yok saymak okumasak bile adil değil.Eğer herkesi kucaklayıcı bir platform olursa tabi ki biz de orada oluruz.Yapılan çalıştayda bloglar lehine alınan önemli bir kara da göremedim.Mesela meslek olabilecek miyiz gibi sorular muğlak.Bence çalıştaya gidenler kendi için gitti,birlik beraberlik lafı da hikaye bana göre.Yorumumu yayınladığınız için de teşekkür eder,çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

  5. Ben sıkılmadan okudum valla Oktay 😀 Aslında fikir olarak etkinliğe katılmak aklımın ucundan geçti fakat Roller Coaster tadındaki ajandam ve yoğun çalışma tempom ne yazık ki izin vermedi. Böyle başarılı işlere imza atan insanlar olarak hepinize çok teşekkürler (sana ise yazı ile bize o ortamın oksicenini soluttuğun için teşekkürler 🙂 ) Belki bir sonraki sefere katılma fırsatım olur diye umuyorum.

CEVAP VER