Son bir iki haftadır Blog Yazarları Çalıştayı diyerek yukarı aşağı koşturuyorduk sürekli. Birçok blog yazarı arkadaşımız duyurusunu yaptı, benim de duyurusunu yaptığım çalıştay vakti geldi geçti. Şimdi ise insanlara çalıştaydan ne gibi bilgilerle döndüğümüzü aktarma vaktinin geldiğini düşünüyorum.

Blog Yazarları Çalıştayı, bildiğimiz üzere bu sene üçüncü kez Kadir Has Üniversitesi’nin Yeni Medya Bölümü desteği ile gerçekleşti. Üç ayrı oturumdan oluşan çalıştaya ilgi gözle görülebilecek kadardı, sonunda sanırım biz artık baş başa idik ama gerek öğrenciler, gerek ise şehir dışından gelen diğer blog yazarı arkadaşlarım bana gerçekten geleceğin ve geçmişin bloglarda olduğu inancını yerleştirdi.

Bu sene çalıştayın konusu, çalıştay komitesi tarafından ‘Biz niye olmadık?’ başlığı olarak belirlendi. Bu hepimizim ortak şikayeti, sosyal medyanın blogların önüne geçmesi durumundan oluşuyor. Gerçekten çalıştay içerisinde bu soruya yönelik elle tutulur bir cevabına ulaşamadım ama Blogger’s Base kafenin (artık kapalı) bile hatırlanıyor, orada yapılan etkinlikten bahsediliyor ve çalıştayda adının geçiyor olması bana ‘Biz bir zamanlar olmuşuz be!’ dedirtmeyi sağladı. Unutmadan söylemek gerekiyor, zamanında blog yazarları tarafından yapılan girişimler Blog Yazarları Derneği açmak kadar ciddiydi. Şuan sadece insanların hızlı tüketime alışmaları aynı zamanda hızlı içerik tüketimi denilen olaya yer açıyor ve biz bloglarlar sosyal medyanın gerisinde kalıyoruz. Kişisel blogların devri bitmedi dediğim yazıyı tekrar hatırlatıyorum ve çalıştaydan aldığım notlara geçiyorum artık.

Blog Yazarları Çalıştayı 3

Blog Yazarları Çalıştayı 3

3. Blog Yazarları Çalıştayı, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem Bozdağ tarafından yapılan açılış konuşmasıyla gerçekleşti. Notlara başlamadan önce şunu belirtmem gerek, Geçmişten Günümüze Kadın Blogları ve Blog Yazımında Başarının Parametreleri oturumları eş zamanlı olduğu için ikisinden de tam notlar alamadım, çünkü bir oturumun yarısında çıkıp diğer oturumu izlemeye geçtim. O yüzden bu yazının sonunda yer alan diğer bloglardan çıktılara da göz atmayı lütfen unutmayın.

Geçmişten Günümüze Kadın Blogları: Kadınlar Blogluyor ama Nasıl?

İsminden belli, yıllardır blog yazarlığı yapan kadınların konuşmacı olduğu bir oturum olarak gerçekleşti ve sunuculuğunu Fundalina yaptı. Kadın blogları, daha doğrusu içeriği kadınlar üzerine kurulmuş bloglar benim takip alanımda değil fakat her bir katılımcıyı ilgiyle dinledim desem yeridir.

Seyahat bloglarını meraklı bir şekilde oralara gitmeyecek olsam bile okurum. Bu yüzden katılımcılardan Çok Okuyan Çok Gezen’in hikayesini de merakla dinledim. En çok yazmak istediğim konulardan bir tanesi seyahat içerikli yazılardır (ki birkaç tanesini bulabilirsiniz blogda) ve karşımda bunu yıllardır başarılı bir şekilde yapan insan hikayesini anlatıyordu. Sevil Mert, seyahat önerilerini tüm bilgiye ulaşmak isteyenler için bloğunu açtığını vurguladı. Bu benim de yazarken birincil olarak hedeflediğim önemli bir nokta; bilgiyi kamuya açık hale getirmek ve fayda sağlamak.

Üçüncü Blog Çalıştayı - Geçmişten Finale Kadın Blogları Oturumu

Üçüncü Blog Çalıştayı – Geçmişten Finale Kadın Blogları Oturumu

Farklı bir hikaye markalaşmış bir blog olan Mutfak Sırları’nın sahibi Nilay Tulum’dan geldi. Çok yanlış anlamadıysam kendisi, blogunu referans göstererek Kadir Has Üniversitesi’ne ait Chef School bölümüne girmek için burs kazanmış ve buradan mezun olmuş. Hani blog yazmak insanlara ne kazandırabilir diyorsunuz ya bakınız burada güzel bir örnek var.

En önemli noktalardan bir tanesini de kendi adıyla blog yazan Yeşim Mutlu konuşmasında vurguladı. Tam cümlesini hatırlamıyorum ama çocuklarınız üzerinden yaptığınız sosyal medya paylaşımları yine çocuklarınız için ileride sosyal bir baskıya dönüşebileceğinden bahsetti. Bu ben anneyim, annelik hakkında yazılar yazıyorum diyen insanlar için çok önemli bir nokta gerçekten. Unutmayın, sosyal detoks ya da daha önce yazdıklarınızı internetin tozlu raflarından temizletmek oldukça zor bir olay.

Blog Yazımında Başarının Parametreleri

‘Kadınlar Blogluyor ama Nasıl?’ oturumu ile eş zamanlı olarak ‘Blog Yazımında Başarının Parametreleri’ devam ediyordu. O yüzden diğer oturumu biraz dinleyip daha sonrasında buraya geçtim. Oturumun başkanlığını Atıf Ünaldı yaptı ve konuşmacıların bir kısmı benim de takip listemde olan marka haline gelmiş blog yazarlarıydı.

Bu oturumda ortak birkaç fikir vardı benim dikkatimi çeken. Sosyal medya kullanıcılarının artık hızlı içerik tüketmek istemesi, video tüketimi ve diğer görsel tüketimlerin daha ilgi çekici olmasından dolayı blogların okuyucu kaybettiği gerçeği ortak nokta olarak ağızdan ağıza hep dolaştı.

Bunu söyleyen insanlar aynı zamanda sosyal medyanın da kan kaybettiği gibi bir gerçek olduğunu söylüyorlar. Meleklerin Payı blogunun yazarı Burkay Adalığ, Twitter’ın kan kaybettiğinden hatta ve hatta 280 karaktere çıktıktan sonra daha hızlı kan kaybedeceğinden bahsetti.

Üçüncü Blog Çalıştayı - Blog Yazımında Başarının Parametreleri Oturumu

Üçüncü Blog Çalıştayı – Blog Yazımında Başarının Parametreleri Oturumu

Benim bu oturumda ilgiyle dinlediğim insan ise Çok Gezen Adam blogunun sahibi Osman Kurt oldu. Birkaç paragraf öncesinde bahsettiğim gibi seyahat yazılarını severek okuyorum ve benim de en çok yazmak istediğim konulardan bir tanesi. Osman Kurt’un iki beyanı vardı çok önemli olan. Bir tanesi çiçeği burnunda blog yazarları içindi. ‘Blog yazdığınızda arkadaşlarınız dahil kimse sizi okumayacak, bu motivasyonunuzu bozmasın.’ diyerek başladı ve ‘Blog sabır gerektiren bir iştir.’ diyerek devam etti. İkinci beyanı benim için çok önemliydi; ‘Seyahat yazılarınızı üstünden vakit geçmeden hazırlayın.’ dedi ve bana ders niteliğinde oldu bu cümle. Çünkü hala Karadeniz Günlükleri serime Artvin ve Batum gezilerimi yazmadım. Elimde notları olsa bile o gün yaşadığım heyecanla asla yazamayacağımı da biliyorum. Aydınlandım be okur.

Ayrıca bu oturumda çok ilginç bir şekilde insanlara sunulan bildirim almak ister misiniz uyarılarına kullanıcıların verdiği dönüşlerin olumlu olduğunu öğrendim. Hazır mısınız artık yazıyı okurken yırtık dondan çıkar gibi bildirimler görmeye? Şaka şaka, yapmayacağım tabi.

Gelecek Blogda – Gelecek Vadeden Bloglar

Benim çok değerli bulduğum oturumlardan bir tanesi Gelecek Blogda oturumu oldu. Oturumun sunuculuğunu Evren Soyuçok yaptı ama öncesinde Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat tarafından bir açılış konuşması yapıldı. İsmail Hakkı Polat Hoca ile ortak noktalarımız var. O blog = faydalı bilgi derken ben blog = kamuya açık bilgi diyorum. Sonuç olarak ikimizde blogların insanlara faydalı bilgi sağlamayı amaçlamasının gerekliliğinin farkındayız.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu

Üçüncü ve çalıştayın son oturumunda sahne Gelecek Vadeden Bloglara ve iki değerli jüriye bırakılmıştı artık. Daha önce iş toplantıları olsun, gerek gönüllü olduğum sivil toplum kuruluşlarında yaptığımız toplantılar olsun ya sessiz bir tavrım ya da asi bir tavrım vardır. Fakat Evren, konuşmasını yaptıktan sonra bizi sahneye çağırırken her şeyin notunu alıp hazırlanmama rağmen içten içe ‘aha ne oluyor lan, paçalar! evet, paçalar temiz’ demekten kendimi alıkoyamadım çünkü hem ortak sorunlarımızı tartışacağımız değerli insanlarla olmak hem de dışarıdan da katılımcıların olması heyecan vericiydi.

İlk soru Gelecek Vadeden Blogları seçen jüri ekibineydi sanırım. O sırada not alma fırsatım olmadığı için sıralama da pek olmayacak bu yazıda. Kelimeler Benim blogunun sahibi Sezer, GVEB listesine aday bloglarda doğru dilin kullanmasını ön planda tutarken, Mutlu Eller blogunun sahibi Sema ise bunun yanında görsel tarafına da dikkat ettiğini vurguladı.

Ortada genel bir soru vardı; bloglar tek bir platform üzerinden toplanmalı mı eğer toplanılacaksa nasıl yapılmalı? Herkes kendi fikrini beyan etti aslında fakat konuşulanlardan sonra ne ben kendi içimde ne de kendi aramızda ortak bir karara varamadık. Tek bir platforma gerek yok diyen insanların sebepleri de benim için mantıklıydı, gerek var diyen insanların sebepleri de benim için mantıklıydı. Gel gelelim bunu bana bireysel soracak olursanız amaç ortak bir havuz, bellek, çalışma alanı yaratmak ise ben tek bir platformun oluşturulması taraftarıyım.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu

Seyircilerden gelen sorulardan bir tanesi motivasyon kaynaklarımız hakkında oldu. Hepimizin bu konuda ortak noktası var, iç döküş gibi, insanlara faydalı olmayı amaçlamak gibi motivasyon kaynaklarımızın olduğunu konuştuk. İnsanların yalnızlığa karşı olan ihtiyaçları blog yazmaya itiyor diyen bile oldu, bir blog yazarı söylemişti bunu ama adını hatırlayamadığım için beni affetsin ne olur.

Genel olarak ise aklımda yer etmiş çıktılar şu şekilde:

  • Blog yazarlarının arasında iletişim sorunu var. Blog yazarları sık sık iletişim halinde olması gerekiyor.
  • Sosyal medyaya karşı biz blog yazarları daha ön planda olmamız gerekiyor ki onların gidici bizim kalıcı olduğumuzu göstermemiz için bu önemli bir adım.
  • Dil bilgisi kurallarının, doğru dilin kullanılmasının önemi olduğu ayrıca hepimizin dikkat etmesi bir konu. Çünkü İkinci Blog Yazarları Çalıştayında söylenen gibi; interneti bloglar, blogları da Türkçe kurtaracak.

Bana yöneltilen sorulardan bir tanesi şuydu; “Oktay, sen Gelecek Vadeden Bloglar listesine ilk giren isimlerdensin ve 4 ay sonra da bloğunun üçüncü yaşı dolarak listeye veda edeceksin. Senin bu özelliğini göz önünde bulundurarak bu süreçte listedeki diğer blog yazarlarıyla iletişim durumunuzla ilgili de bir değerlendirmede bulunmanı ve Çalıştay’da ele alınmasını istediğin “Gelecek Vadeden Bloglar listesindekilerin birbirleriyle ve jüriyle olan iletişimsizlik ve temas kurmama sorunu ile GVEB listesinin kendi içinde ve diğer bloglarla etkileşimi ve paylaşımı artırmaya dair önerilerini” dinlemek isteriz.”.

Bu benim çalıştayın hazırlık süresinde önerdiğim bir başlıktı ve bu soruya karşı çalıştaya dersimi çalışarak gelmiştim fakat hem diğer arkadaşların değerli vaktinden çalmamak için hem de olayı özetlemek için hazırladığım metne ne kadar sabit kalabildim bilmiyorum. O yüzden sizlerle çalıştay öncesinden hazırladığım metni paylaşmak isterim.

GVEB, listede yer alma kuralları gereği değişse de içerisinde bence kaliteli yazarları barındıran bir liste ve bu liste aslında eskisiyle-yenisiyle bir komin haline dönüşebilir. Ben, blog yazmaya başlayana kadar iletişim becerisi zayıf olan bir insandım ama şimdi hem kişilerle hem de kurumlarla iyi iletişim kurabildiğimi düşünüyorum. Gel gelelim durum şu ki ne GVEB içerisinde yer alan yazar arkadaşlarımla ve jürilerle bu güne kadar olan blog maceramda sağlıklı iletişimim hiçbir şekilde olmadı, birçoğunun bloğunu takip etsem bile. Aslında bu sadece bizim içimizde değil birçok blog yazarlarının ve topluluklarının arasında gözle görebileceğimiz bir sorun İletişimden kastım da bir kişiyi alıp instagram üzerinden takip etmek ya da bloğuna girip ‘şu yazın da çok güzel olmuş’ demek değil. İletişimden kastım, yazarların diğer yazarların nelerle ilgili olduğunu ve onlara nasıl fayda sağlayabileceğini bilmemesi durumu tamamıyla.

Tüm blog yazarları ilk önce kendilerini düşünmekten çıkıp ben sadece bana yorum yazana geri dönüp yorum yazarım ya da bana yardım edene yardım ederim ancak mantığından çıkması gerekiyor. Blog yazarlarının en büyük motivasyon kaynağı yazısına gelen yorumlar iken bencil düşünmekten çıkıp biraz blog keşifleri yapmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü şu zamanlarda blog yazarlarının en büyük destekçileri yine blog yazarları.

Blog yazarları başka bir bloğa girdiğinde ‘güzel yazı bana da beklerim’ demek yerine yorumlara içerik ile alakalı kendi fikrini de yazmalı, doğru iletişim şekli en basit olarak bu şekilde başlar.

GVEB kendi arasında etkileşimi online veya offline yapılacak etkinlikle, zaman zaman düzenlenmesi gerek beyin fırtınaları ile arttırması gerekmekte. Sonuçta birbirimizle buluşmak, görüşmek, iletişime geçmek için bir çalıştay olmasına ve bunu sadece bir kişinin düzenlemesine gerek yok. Bunu bir çok kitap bloğu ya da diğer bloglar çok rahat yaparken biz sürekli farklı farklı sıkıntılardan, olamamaktan bahsedip bir şekilde bir araya gelip ortak bir fikir yürütemiyorsak bu bir iletişimsizliktir, bu bizim ayıbımızdır.

Dışarı açık çeşitli blog yazarları topulukları oluşturulmalı ve organize edilme aşaması bütün topluluk üyeleri tarafından oturup tartışılmalı.

Kendi içimizde ve diğer bloglarla etkileşimi arttıracak aslında yıllardır süre gelen, hepimizin bildiği bir yöntem var; misafir yazarlık yöntemi. Fakat artık bloglara misafir yazı olarak çoğunlukla reklam içeriği gönderildiğinden dolayı ben dahil uzak bakıyoruz bu yönteme. Belki belli kurallar çerçevesinde organize edilirse bloglar arası etkileşim artacaktır.

Misafir yazarlık ile benzer bir yöntem daha var, mim adı altında yapılan yazarların birbirlerine başlık pasladığı ufak etkinlikler. Bu sistem de organize edilirse hem yazarlar hem de okuyucular daha fazla blog keşfedip daha fazla etkileşimde olabileceklerdir.

Bu oturumda yer alan katılımcıların listesi:

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı - Gelecek Blogda Oturumu Sonu Öz Çekimi

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı – Gelecek Blogda Oturumu Sonu Öz Çekimi 🙂

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı Hakkında Son Sözler

Bu cümleye kadar bu yazı bağlaçları saymazsak bin beş yüz kelime olmuş ve ne kadarı okunur bilmiyorum, yine de uzun yazılar okunmuyor diye kısa kısa yazmaya çalıştım artık siz düşünün. Gerçekten güzel bir çalıştay geçirdik, başlangıcından bitişine kadar. Bu tür bloglar ve blog yazarlığı adına düzenlenen çalışmaları gerçekten değerli buluyorum ben. Katılan, fikirlerini sunan herkese, çalıştay komitesine teşekkürlerimi borç olarak bilirim.

Daha önceden Twitter üzerinden yazdığım gibi eğer böyle bir organizasyona insanlar sahip çıkıyorsa, emek gösteriyorsa, benim adım geçmiyorsa ne işim var orada demeyip kalkıp uzak şehirlerden, sınavlarından çıkıp geliyorsa, merak etmeyin biz şuan olamadık, popülerliğimizi yitirdik ama gelecek bloglarda.

Üçüncü Blog Yazarları Çalıştayı Hakkında Diğer Blog Yazıları