Uzun zamandır kitap okumak için fırsat bulamıyordum. Fırsattan öte bir şey olabilir belki okumamak için bahanelerim vardı. Geçen günler raf, kitaplık temizliği yaparken kendi kendine ‘ulan alıp okumamışım ben bunları’ dedim kitaplara bakıp. Yani sizin anlayacağınız kitaplıktaki okumadığım, yarıda bıraktığım kitapları birer birer okumaya başladım bu aralar boş vaktim bolken. İlk tercih ettiğim kitap ise Celil Oker tarafından yazılan Sen Ölürsün Ben Yaşarım isimli kitap oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi gerçekten ilk defa yerli polisiye kitap okuyacak olmam, ikincisi ise Celil Oker kitaplarının şiddetle tavsiye edilmiş olması.

Sen Ölürsün Ben Yaşarım Kitap Yorumu

Yukarıda bahsettiğim gibi ilk defa yerli polisiye okuyacağım. “Yirmi küsur yaşına gelmişsin, neden bu zamana kadar okumadın dingil?” gibi soruları duyar gibiyim fakat gerçekten buna cevap veremem. Galiba yabancılar bu işte çığır açtılar ve biz kıçımızı koyduğumuz yerden hayranlıkla izliyoruz.

Sen Ölürsün Ben Yaşarım kitabından bir sayfa.

Sen Ölürsün Ben Yaşarım kitabından bir sayfa.

Size biraz kitaptan bahsedeyim. Kitabın başkarakteri Celil Oker’in yarattığı ‘Özel Dedektif Remzi Ünal’ ve kitabın anlatıcısı ise bu özel dedektif abimiz. Bu abimiz bir hatır işi için dedektiflik yapıyor. Bir genç iş kazası geçiyor, firma ilgilenmiyor ve abimiz bu firmanın peşine düştüğü anda olaylar arkası toplanamaz bir hal alıyor. Bunları anlatırken kentsel dönüşümün (benim gözümde onun adı rantsal dönüşüm) ne denli mafya işi olduğunu da gizliden gizliye beyinlere kazıyor.

Çocuklar oynuyordu. Bir-iki kadın pencereden laflıyordu. Üniversite öğrencileri yürüyordu. İnşaat malzemeleri satan adam dükkanın önünü süpürüyordu. Bir evden Tarkan’ın sesi geliyordu. Öyle olurdu. Ölenler ölür, gömülenler gömülürdü. Onlar ölürdü, biz yaşardık.

Sen Ölürsün Ben Yaşarım isimli bu kitapta olaylar İstanbul’da geçiyor. Özellikle benim gibi ‘İstanbul kazan ben kepçe’ birisiyseniz yazılanları kafanızda çok kolay betimleyebiliyorsunuz. Kitabın bu yönünü aşırı sevdim, sanırım tek uydurma olan şeyler bina, mekân isimleri ve karakterler. Kitap aşırı derecede akıcı ilerliyor ve bırakamıyorsunuz, yirmi dört saat içerisinde bitirdim kitabı. Okumaya başladım, uyudum, uyandım, kahvaltı yaptım, okumaya devam ettim. Bitti.

Kitaba konusu bakımından, olayların işlenişi bakımından gerçekten hayran kaldım. Fakat tek eksi not verebilirim, her şey çok detaylı anlatılmış. Detaylı anlatmakta fayda var ama gidip keşke ‘direksiyonu tam sağa kırıp sol taraftaki aynayı kontrol ederek park ettiğim arabayı yola çıkardım’ gibisinden detaylar yer almasaydı diyorum.

Sen Ölürsün Ben Yaşarım

Sen Ölürsün Ben Yaşarım

Sonuç? Bundan sonra özellikle Celil Oker’in Remzi Ünal maceralarını anlattığı kitaplarını takip edeceğim. Kitabı sevdim, polisiye roman seven insanlara da gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.

Beni 1000Kitap ile takip edebilirsiniz:

Merhaba, beni aşağıdaki profil kutusunu kullanarak 1000Kitap.com üzerinden takip edebilirsiniz.