Son zamanlarda kendi kendime yakınırım, bunu bazı geçmiş yazılarımda görebilirsiniz ayrıca. Durup hiç kitap okuyacak vaktimin kalmadığını sorgularım yerli yersiz. Ben de bunu bir bahane olarak kullanmak yerine kalın romanlardan ince öykü kitaplarına yönelerek aşmayı planladım ve elime bir gün, daha önceden okurum diye satın aldığım bir Melisa Kesmez kitabını iliştirdim. Kitabın ismi bile çekiciydi, Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz. Peki, geçirelim bakalım.

Evet, ben bu kitabı bir gecede mevsimi olmayan evimde okudum fakat bu beni tatmin etmedi, kitap bitmemeliydi. Yazarımızı araştırdıktan sonra Bazen Bahar isminde başka bir kitabı daha olduğunu öğrendim.

Bu yazının başlığında ‘hepimizden hikayeler’ yazdım, iki kitapta da yer alan kahramanlarımız kadın ama sanırım onların başına gelebilecek olaylar cinsiyet ayırt etmiyor. Bu arada kitaplar kısa kısa öyküler üzerinden gidiyor. Öykülerdeki karakterler her zaman rastlayabileceğimiz türden, abartıdan uzak karakterler. Biz nasıl bir ortamda uyuyorsak, nasıl bir ortamda çalışıyorsak, çevremizdeki insanlar nasılsa karakterlerimizin hayatı da öyle. Sanırım bu iki kitabı sevmemin de nedeni bu. Televizyonlardaki o renkli hayata sahip ‘şehirli kadın’ tanımını yıkıp geçiyor sakince.

Melisa Kesmez tarafından yazılan ilk öykü kitabı Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz isimli kitap. Sıcak, samimi fakat pek neşeli olmayan bir kitap olarak onu saklayacağım. Kitap toplamda 130 sayfa ve 25 öyküden oluşuyor. İçerisinde kitabın isminde bir öykü yok, sanırım bir gecede bitecek öyküler olduğunu tahmin ederek bu ismi vermiş kitabına. Başta dediğim gibi ana karakterlerimiz kadın ve yan karakterlerimizde anne, kardeş, hala, anneanne gibi kadın karakterlerden oluşmakta. Benim bu kitaptan en çok beğendiğim hikayeler ise en başta yer alan ‘balık kraker’ ve ‘sakin göllerin kuğusuyduk’ oldu.

Hayat İşte. Evde hayal kuruyor, sonra sokağa çıkıyor ve hepsini tek tek gömüyorsun bir yerlere. Hayatın aklındaki ile bir alakası yok.

Yazarın ikinci kitabı ise Bazen Bahar ismini taşıyor. Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz yeterince melankolik gelmedi mi? Hemen Bazen Bahar’ı alıp elimize okumaya başlıyoruz. Kitap 10 öyküden oluşuyor ve hepsi birbirinden başarılı ama ben ‘Domates Tohumları’ isimli öyküde takılıp kaldım diyebilirim. Hikayede geçen vapurda sanki ben orada bulunan anne ve kızı izliyordum, işte bu da benim betimleme yeteneğim. Bazen de “ben orman profesörü olacağım” diye zamansız olaylara dalan çocuğun yerinde olmak istiyorsunuz.

Bazı insanlara kal demekle öl demek aynı şeydi sanki.

Benim tavsiyem şudur ki, kendinize güzel bir öykü kitabı arıyorsanız bu iki kitabı hemen edinin. Murathan Mungan’ın Edebiyat Seferli Vapur Tarifleri kitabı içerisinde Melisa Kesmez’in Domates Tohumları isimli öyküsü de yer alıyor.

3 YORUMLAR

  1. Oktay, yazıdaki anlatım dilini çok beğendim. Ayrıca blog yazarlarının okudukları kitaplarla ilgili yazılarını kıymetli biliyorum. Yayınevlerinin basın bültenleri bütün edebiyat sitelerinde noktası, virgülüne aynen yayımlanıyor ve kitabın içeriğine dair pek bir bilgi yer almıyor ya işte o noktada bloglar fark yaratıyor. Son birkaç aydır öykü okumaya meyilliydim, yazının sonundaki cümleyi de sanki bundan haberdarmışsın gibi yazman ne tesadüf 😉 Bu arada “…bu kitabı bir gecede mevsimi olmayan evimde okudum.” cümlesi harikulâde! Bir de biye mevsimi yok o evin, niçin böyle tasvir ettin açarsan ne güzel olur.

    • Merhaba Evren, öncelikle yorumun mutlu etti beni, teşekkür ederim 🙂 Sanırım kitap yorumu içeren blogların okuyucularına sundukları içerik kitabın arka kapağındaki yazılardan farklı olmalıdır, en azından benim görüşüm bu yönde. Bu kitapları alıp okuduktan sonraki fikrini bizzat bekliyorum. Bu aralar benim eve tabela astırmama sebep verecek kadar takıntılı olduğum ‘mevsimi olmayan ev’ kelimesi de tamamen kendi içimde yaşadığım melankoli diyelim 🙂

CEVAP VER