Selam millet, buraya yaklaşık iki haftadır (evet evet on beş gün olmuş) yazı yazmadığı gördüm. Eski sorumsuz blog yazarı hallerime düşmemek için hemen bir güncelleme geçmek istedim (bu güncelleme geçmek terimine yeni alıştım, bayıldım ama doğru yerde kullandım mı bilmiyorum). Şimdi bu yazıda amaçsızca sizlere yazmadığım süre boyunca ne yaptığımdan bahsedeceğim ve tatlı tatlı biraz dert yanacağım. Benden başka kimsenin umrunda olmasa da ben bu aralar ne yapıyorum?
Günlük
Günlük Nedir ? Günlük eğer her günümüzü not ettiğimiz defter ise bende bu kategoriyi bunun için kullanıyorum. Kendi hayatımdan alıntılar, deneyimler bu kategori altında yer almaktadır.
Başlamadan: Vize Saçmalığı
Hadi ikinci dönemin başında bir hafta devamsızlık yapalım, kırk günlük tatili elli güne uzatalım; daha sınavlara çok var not tutarız, illa buluruz o notları derken dördüncü dönemin vize haftasına girmiş bulunmaktayız.
Şahsen ben bu dönemden on tane derse giriyorum ve ikinci yarıyıldan kalan üç tane dersim var (istatistik, ticaret hukuku ve genel muhasebe; hiç beceremem). Ayrıca ortalamam 1.94 olup mezuniyet ortalaması olan 2.00’a çok yakın. Bunları sırf yazı uzun olsun diye yazıyorum, tamamen beni ilgilendiren konular farkındayım.
Ne diyorduk? Vize denen saçmalık… Yukarıdaki hesaba bakarsak toplamda ben on üç dersin vizesine hazırlanmaktayım, bunların finali var. Vizelerden bir tanesinde sunum yer almakta, bir tanesinin %20’si de ödev puanını içermekte. Öğretim görevlilerinin bir kaçı da sağ olsun gayet sınav konusunda yardımcı davranırken bazıları da bizi bırakmak için elinden geleni yapıyor.