Merhaba, blog gönderisi girme aralığını çok uzun tuttuğumu biliyorum, yazmak için sanırım LazPotter’ın beni mimlemesini bekliyormuşum. Mim konusu “Hangi Markalara Bağımlıyız?”… Tuğrul (LazPotter), kendi yazısında beni ve Burak Göç’ü mimlemiş, bana da yazmak düştü; mim için Tuğrul’a teşekkürler.

Ne giyerim nereden alırım?

Direk konuya ben giyim olaylarından başlıyorum, kesinlikle moda blogu havası vermeyeceğim. Gidip asla bir tişörte “aaa bak çok iyi abi ya” diyerek deli paralar asla vermem. Senede 2 tişört, 1 pantolon, 1 ayakkabı alıp bunlar yırtılana kadar giyen biriyim; fazlasını almak tüketim çılgınlığına katılmanın aksine bu kıyafetlere ulaşamayanlara küfür etmek demektir. Tişört, gömlek gibi ürünleri bu yaz ilk defa C&A isimli mağazadan aldım, hem çevreye duyarlı üretim yaptıkları için, hem ucuz ve kaliteli mal sattıkları için tercihimdir. Ayrıca çok güzel tasarımları var.

Ayakkabı olayında ise artık ucuza pek kaliteli denilmese de Deichmann mağazasında bulunan muadil markalardan tercih etme taraftarıyım, bir adet aldım şimdilik iyi gibi. Marka bir ayakkabıyı alıp sadece 1 sene dayanabildiğini gördüm, bırakın bu muadil marka da patlasın gitsin.

Semt Pazarı

“Donunuzu, çorabınızı da gidin pazardan alın lan artık.” demek istedim bu giyim olayını bitirmeden. Esnaf da kazansın biraz, adamlar yağmurda çamurda her şeyi ayağınıza kadar getiriyor. Sizin pazarlarda olmuyorsa Gaziosmanpaşa’nın pazar pazarına gelin. Yemin ederim 3 mahalleden oluşuyor pazar, aradığınızı bulamama imkanınız yok.

Teknolojik ürünlerde markaya bağımlılığım?

Teknolojik ürünler maalesef kaliteli olsun yada olmasın ülkemize döviz ile girdiği için çok pahalı şeyler ve yerli üretimde kalite sıfırın altında kim ne derse desin. Beni takip edenler fark etmiştir ki ilk önce Logitech markasının hastasıyım, aksesuarlarımın hepsi Logitech markası barındırır.

Mobil cihazlarda ise Samsung tek tercihimdi, lakin ‘S’ serisi bir telefon alana kadar. Bu telefonu yine ölene kadar kullanabilirim sanırım ama ben ölmeden önce elimde kalır ve yeni cihaz alırsam Samsung marka bir mobil cihazı tercih etmeyeceğim kesin ya da bu kesinlikle Samsung’un ‘S’ serisi bir cihazı olmayacak.

Bilgisayarım ise Acer marka dizüstü bir bilgisayar. Artık dizi ve filmleri şiddet uygularsam açsa da çok sağlam bilgisayar yapmış adamlar. Düşünün bu bilgisayar bana ‘Windows Vista’ yeni çıktığı zamanlarda alınmıştı, çift çekirdekli işletim sistemlerinin moda olduğu zamanlardan. Şimdi bozulsa bir şey olsa yine gider Acer alırım şüphesiz.

Diğer kötü alışkanlıklar ve markalar peki ?

Ve Sonuç :) Üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz.

Sigara kullanıyorum, alkol kullanıyorum. Sigara konusunda en uzun süreli ilişkiyi Monte Carlo ile yaşadım, şimdi Kent Switch içiyorum. Yakın zamanda en güzel alışkanlığım ithal tütüne geri döneceğim, onun da markası Golden Virginia. Kısmetse de ölmeden önce bırakmayı düşünüyorum.

Alkol konusunda bira hariç marka seçmem, bira dediğimiz ise kesinlikle Tuborg olacak. Adamlar malt konusunda kral be. Tabi arada sırada Bomonti Filtresiz bira almış olabilirim, malumunuz bir parka gittiğinizde en yakın büfede her zaman Tuborg bulunmayabilir. Malı da arap faik’ten alıyorum. Bir de benim gibi sigara içme bokunu yiyorsanız dedelerin kullandığı filtrelerden kullanın, tavsiyem Süzen92 marka filtre.

Ayrıca market alışverişlerimi Bim ve A101 zincir marketlerinden yapıyorum, sakın abi onların mallarını tüketme ölürsün demeyin hepinizin acılı party marka bim cipsini yediğinizi biliyorum (evet evet o siyah silindir paketli bak nasıl anladınız hemen).

Sözün özü, marka alışkanlığı edinirken bokunu çıkarmayın ve onları elde edemeyenleri de düşünün. Aşağıda beni mimleyen Tuğrul’un yazısına ve ayrıca mimlediği Burak Göç’ün yazısına ulaşabilirsiniz.

[mks_highlight color=”#4184bf”]Ben de şimdi oturdum mimleyecek birilerini aradım ama o yazmaz bu yazmaz diyerek topu eğer blog yazarı bir okurum varsa ona bırakıyorum, yazabilir. Yazdıktan sonra da linkini yorum olarak bırakırsa çok süper olur.[/mks_highlight]