• Kitap

    Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

    Bilimkurgu kitaplarına sardığım şu boş vakitlerde İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri serisinden bir kitap daha bitirdim. Kitabımızın adı Cesur Yeni Dünya, yazarı ise Aldous Huxley. Kitap 1932 yılında yazılmasına rağmen şuan yer aldığımız yakın geleceğe ışık tutan bir distopya kurgusu. Kitabın yazıldığı yıllarda belki gerçekten yazarlar ve okurlar bunu ütopya diye nitelendirilmiş ve yazılacak şeylerin 21. yüzyıl sonrasında gerçekleşmesine imkan vermemiş olabilirler. O zaman kitabı okuyanlar ‘vay be ne hayal gücü’ derken ben kitabı okuduğumda ‘taş çatlasa bunların gerçekleşmesi yüzyıl sürmez’ dedim.

  • Yıkıma Giden Adam
    Kitap

    Yıkıma Giden Adam – Alfred Bester

    Size polisiye ve bilim kurgunun başarılı bir şekilde birleştiği Yıkıma Giden Adam kitabını tanıtmak istiyorum. Bilirsiniz, 8. Kadıköy Kitap Günleri yazımda bir alışveriş yaptığımı ve bu kitabından alışverişimin içinde olduğunu söylemiştim. Kitabı gerçekten çok beğendim! İthaki Yayınları boş bir bilim kurgu kitabı yayınlamıyor, ben bu konuda onlara güveniyorum. Neyse biraz kitaptan bahsedelim. Yıkıma Giden Adam, Alfred Bester tarafından yazıldıktan sonra ilk önce bir dergide yayımlanıyor. Sonra hikayeye ilgi artınca 1952 yılında ilk kez roman haline getiriyor. Şuan ise dünyanın dört bir yanında bilim kurgu klasikleri listesinde satılıyor. Konusu ayrı ilgi çekici, işleyiş sürükleyici geçiyor. Bu yüzden kitabı bitirmem -genellikle sadece gece kitap okumayı tercih ettiğim için- 2 günümü aldı.

  • Kitap

    Odamda Yolculuk – Xavier de Maistre

    Sizi odanızda bir keşfe davet ediyorum, belki ufak bir yolculuk da olabilir. Bu konuda bize rehber olacak kitap ise Xavier de Maistre isimli sanatçının bir dönemini yansıtan Odamda Yolculuk isimli eseri. Kitabın konusu çok basit fakat zamanının büyük çoğunluğunu bir odada geçiren kişilerde güzel bir etki bırakacak (en azından bende bıraktı) bir kitap. Yazarımız Xavier de Maistre, askerlik zamanında yaptığı düello nedeniyle kırk iki gün Torino Kalesi’nde bir odaya hapsediliyor ve yazar bu kırk iki günlük süreyi Odamda Yolculuk kitabında anlatmaya başlıyor. Maistre, yazdığı bu eser ile klasik edebiyat tarihine başarılı bir şekilde adını yazdırıyor ve tutsaklığın aslında bir takım özgürlük olduğunu biz okuyuculara anlatmaya çalışıyor.

  • Kitap

    Tembellik Hakkı – Paul Lafargue

    Biz insanoğlu sanırım tembelliğe alışık bir ırkız yada tembelliği bir kez yaşamak istiyor olabiliriz de. Hangimiz tembellik yapmak istemez ki? İşten bir saatliğine fazla kaytarmak, daha az ders çalışarak daha fazla not ortalamalarına sahip olmak, ‘ya hacı ne diyorsun sen?’ diyerek bu yazıyı atlayarak okumak hepimizin yapabileceği basit tembellikler arasında. Fakat Paul Lafargue, yazdığı Tembellik Hakkı kitabı içerisinde bize asıl Aylaklık tanrısına inanması gereken kişilerin burjuva sınıfı değil işçi sınıfı olduğunu anlatmakta. Lafargue, yazdığı bu manifesto niteliğindeki kitapta bizlere zamanı kullanma özgürlüğünün temel bir özgürlük biçimi olduğu hatırlatıyor. Benim bir oturuşta bitirdiğim bu Tembellik Hakkı kitabının içine bir dalalım…

  • Sen Ölürsün Ben Yaşarım - Celil Oker
    Kitap

    Okudum: Sen Ölürsün Ben Yaşarım

    Uzun zamandır kitap okumak için fırsat bulamıyordum. Fırsattan öte bir şey olabilir belki okumamak için bahanelerim vardı. Geçen günler raf, kitaplık temizliği yaparken kendi kendine ‘ulan alıp okumamışım ben bunları’ dedim kitaplara bakıp. Yani sizin anlayacağınız kitaplıktaki okumadığım, yarıda bıraktığım kitapları birer birer okumaya başladım bu aralar boş vaktim bolken. İlk tercih ettiğim kitap ise Celil Oker tarafından yazılan Sen Ölürsün Ben Yaşarım isimli kitap oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi gerçekten ilk defa yerli polisiye kitap okuyacak olmam, ikincisi ise Celil Oker kitaplarının şiddetle tavsiye edilmiş olması. Sen Ölürsün Ben Yaşarım Kitap Yorumu Yukarıda bahsettiğim gibi ilk defa yerli polisiye okuyacağım. “Yirmi küsur yaşına gelmişsin, neden bu zamana kadar…