Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

Bilimkurgu kitaplarına sardığım şu boş vakitlerde İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri serisinden bir kitap daha bitirdim. Kitabımızın adı Cesur Yeni Dünya, yazarı ise Aldous Huxley. Kitap 1932 yılında yazılmasına rağmen şuan yer aldığımız yakın geleceğe ışık tutan bir distopya kurgusu. Kitabın yazıldığı yıllarda belki gerçekten yazarlar ve okurlar bunu ütopya diye nitelendirilmiş ve yazılacak şeylerin 21. yüzyıl sonrasında gerçekleşmesine imkan vermemiş olabilirler. O zaman kitabı okuyanlar ‘vay be ne hayal gücü’ derken ben kitabı okuduğumda ‘taş çatlasa bunların gerçekleşmesi yüzyıl sürmez’ dedim.

Oturup kitap okursanız fazla bir şey tüketemezsiniz.

Kitap çoğu kişi tarafından George Orwell’in 1984 isimli eserine benzetiliyor. Bende bu kişiler arasındayım çünkü ikisi de totaliter sistemi iğneliyor. Aldous Huxley sadece bu iğneleme konusunda biraz yumuşak kalıyor sadece. İki kitap arasından hangisini beğendiğiniz diye soracak olursanız cevabım Cesur Yeni Dünya olur.

Kitabın adı aslında ‘Güzel Yeni Dünya’ anlamındaymış fakat Türkçeye çevrilirken neden güzel yerine cesur seçildiği tartışılır. Ayrıca bu kitap yasaklanmış meşhur bilimkurgu eserleri arasında yer almaktadır. Cesur Yeni Dünya, İrlanda’da ve Missouri’de yasaklanmış ayrıca Alabama lisesinde okutulması yasaklanmıştır. Eserin yasaklanmasının arkasında uyuşturucuya özendirme, tanrıyı reddetme, çekirdek aile yapısına karşı gelme gibi sebepler yer alıyor. Okuyanlar zaten anlayacaktır.

Makine işler, işler ve işlemeye devam etmelidir… Sonsuza dek. Hareketsiz kalırsa ölüm demektir. Bir milyar insan yeryüzünün kabuğunu eşeleyip durdu. Çarklar dönmeye başladı. Yüz elli yıl içinde iki milyara ulaştılar. Tüm çarkları durdurun. Yüz elli haftada yine bir milyara düşerler; bin çarpı bin çarpı bin tane insan açlıktan ölür.

Cesur Yeni Dünya Ve Konusu

Cesur Yeni Dünya, olayların Londra’da geçtiği ve 26. yüzyılı (kitaba göre F.S.[Ford’dan sonra] 632 yılını) anlatan distopik bir eser. Kitapta dünyanın refahının gaddarlıkla değil mühendislikle, şişelerde büyütülen bebeklerle, koşullu şartlandırmayla, üretimi arttıran tüketim ile sağlandığı anlatılıyor. Bu cesur dünyada yaşayan insanlar sağlıklıdır. Savaş bitmiştir ve yoksulluklar yok edilmiştir, tüm ırklar eşittir. Bunlar iyi hoş ama aileye, kültürel çeşitliliğe, sanata, edebiyata, dine ve felsefeye artık bu dünyada yer yoktur. Cesur Yeni Dünyaya hoş geldiniz!

Cesur Yeni Dünya

Cesur Yeni Dünya Kitap Yorumum

Aslında yazının başında da dediğim gibi Cesur Yeni Dünya bir distopya yani gerçekleşmesi imkânsız olmayan ütopya. Yapay döllenmeler, koşullu şartlanmalar benim görmeyeceğim ama benden torunum zamanı neslinde herkesin aşına olabileceği terimler bence. Kitap size Cesur Yeni Dünya nedir, sistemi nasıl işler onu anlatıyor. Böyle dümdüz gitmesi sıkıcı fakat Bernard Marx’ın (kitap içinde yer alan bir karakter) vahşi ayrı bölge denilen yere gitmesiyle kitabı okurken farklı bir heyecan gelmişti bana. Vahşi ayrı bölge dediğimiz yer ise hala eski düzen hayatın devam ettiği, tüketimin olmadığı, insanların cinsel yollarla üremeyi ayıp bulmadığı bir bölge. Cesur Yeni Dünya’da kitaplar yasak olsa da vahşi ayrı bölgede hâlâ Shakespeare okuyanlar var. Şartlandırılmış robot gibi insanların ‘vahşi’ denilen bu ayrı bölge insanları üzerindeki düşünceleri çok güzel bir şekilde işlenmiş. Bir vakit sonra kitap tamamen vahşilerin bu yeni sistem üzerine sitem etmelerini içermektedir ki işte bu yanı çok güzel.

“İngiltere’de dağ aslanı yok ki.”

Vahşi, nefret dolu bir kinle ekledi, “Olsaydı bile insanlar helikopterlerden avlardı dağ aslanlarını, herhalde zehirli gaz filan kullanırlardı. Ben bunu yapmazdım Lenina.

Ben kitabı beğendim mi beğenmedim mi bilemiyorum ama kötü değil ve etkileyici, bilimkurgu meraklısı herkesin okumasını isterim. Kitap ütopya değil, bazıları kabul etmese de distopya.

Bu kitap biterken yine başka bir İthaki Bilim Kurgu Klasikleri serisinden bir kitaba başlayacağım aşikâr. Kitap hakkındaki fikirlerinizi bekliyorum mutlaka.

Yorum Yap, Sohbete Katıl

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

4 Yorum
  • Geçen hafta Dune serisinin ilk kitabını bitirdim. Bilim kurgu olarak oldukça başarılıydı. Tavsiye ederim.
    Bu kitaba gelirsek, bende 1984 tadı bıraktı. Okuduğum zaman oldukça beğenmiştim. Şuan tüm konuyu hatırlayamasamda, kitap sisteme bir karşı geliş hikayesi barındırıyordu. Bilim kurgu kitaplar genelde fantastik kitaplarla karıştırılır. Onun için tam anlamıyla bilim kurgu dalında olan bu kitabın daha fazla tanıtılmaya ihtiyacı var. Güzel bir paylaşım olmuş. Keyifle okudum.

    • Dune benim de merak ettiğim ve okuyacağım kitaplardan birisi, bakalım sıra ne zaman ona gelecek. Kitabı zaten 1984’e benzetenler bir azınlıktan fazla. Şimdi bu kitabı da İthaki yeniden basıp yayınlamaya başladı, umarım bilimkurgu hayranları başta olmak üzere herkese ulaşır.

  • Kitabı okuyalı bir kaç sene kadar oluyor nitekim eserin bana aksettirdiği en bariz şey: şimşek kokusuydu! Belki değişik gelebilir ama tüm olayların, eleştirilerin, değişik isimlerin arasında dikkatimi çeken şey ‘şimşek kokusu’ ya da buna benzer bir kelimeydi, tam olarak hatırlayamıyorum.
    George Orwell’in 1984 adlı kitabını büyük bir şaşkınlık ve ‘aydınlama’ haliyle okuduktan sonra, bu adı geçen esere başlamıştım. Her ne kadar ‘ütopya’ eseri olarak görülse de, bana kalırsa, Cesur Yeni Dünya: bal gibi kara gelecek habercisi bir distopyadır. Çünkü Huxley’in ‘karanlık’ tarafla bağlantıları da dikkate alınırsa bu kitabın 1984’ten çok daha ‘kokuşmuş-çökmüş’ bir gelecek sunduğu, görülecektir. 🙂

    • Selam ufuk, benim de sanırım bir o kadar ‘şimşek kokusu’ dikkatimi çekmemiş ki hatırlamakta biraz zorluk çektim diyebilirim kitabı bitirmemin üstünden henüz 1 hafta geçmemesine rağmen 🙂 ‘Kara gelecek habercisi’ tam anlamıyla kitabı anlatıyor aslında. Göz göre göre gelen yeni gelecek. Değerli yorumun için teşekkür ederim 🙂

Abone Ol